Elektrik Santralleri

Elektrik Santralleri

06 Haziran 2018

Dünya üzerinde yaşayan insan sayısı gittikçe artmaktadır. Bununla birlikte teknolojik seviye de her geçen gün arttığından elektrik enerjisine ihtiyaç da giderek artmaktadır. Dünya'nın bu enerji ihtiyacını karşılayabilmesi ve dağıtımın kolay hale gelebilmesi için değişik merkezler kurulmuştur. İşte bu merkezlere elektrik santralleri adı verilmektedir. Sanayi İnkılabı ile birlikte önce İngiltere'de, daha sonra da tüm dünyada bu santrallerin kurumu gerçekleştirilmiştir.

Elektrik Santralleri Çeşitleri

Elektrik santralleri yaygın olarak 8 bölümde incelenmektedir. Bunlar; nükleer, termik, hidrolik, jeotermal, güneş, rüzgar ve kombine santralleri olarak bilinmektedir.
  • Nükleer güç santralları: Günümüzde zararları ve yararları oldukça tartışılan nükleer güç santrali, NASA'ya göre termik santrallerinin sebep olduğu ölümleri azaltmaktadır. Nükleer güç santrallerinin hammaddesi radyoaktif maddelerden oluşmaktadır. Bu nedenle bu santrallerde önemli derecede güvenlik önlemi alınmaktadır. Bu santrallerin kurulması için zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmak gerekir. 
  • Kombine çevrim santralları: Bu santrallerde fosil yakıtların yakılması ile elektrik enerjisi elde edilmektedir. Fosil yakıt olarak doğalgaz, akaryakıt ve kömür kullanılmaktadır. Hammaddeleri yenilenebilir olmayan bu santraller, kullandığı ham maddeler ile de çevreye zarar vermektedir. Gaz ve buhar türbinleri ile atık ısı ve gazlar kullanılarak elektrik üretimi ve verimi artmaktadır. En az maliyetli hammaddesi ise doğalgazdır. İlk olarak 1950 yılında kurulmuş kombine çevrim santralleri, günümüzde teknolojinin gelişmesi ile yeni şeklini almıştır.
  • Doğalgaz santralleri: Teknik olarak termik ve nükleer santralleri ile aynı şekilde çalışan doğalgaz santralleri, kimi yönleri ile oldukça faydalı kimi yönleriyle de zararlıdır. Bu santrallerinin bölümleri gaz, buhar ve kazan türbinleridir. Bu santrallerin en önemli faydası çevreyi kirletmemesidir. Petrol türevi olarak yer kabuğunda bulunan doğalgazın, en büyük zararı da dünya üzerinde giderek azalması ve maliyetinin çok yüksek olmasıdır. 
  • Jeotermal güç santralleri: Jeotermal kelime anlamı olarak ısı anlamına gelmektedir. Bu santrallarde jeotermal kaynaklar hammadde olarak kullanılarak  elektrik üretimi sağlanır. %95 oranında verim elde edilen bu elektrik santrallari aynı zamanda çevre dostudur. Jeotermal kaynaklar hem yenilenebilir hem de sürdürülebilir olduğundan diğer enerji santrallerine göre kullanımı daha fazla tercih edilmektedir.
  • Rüzgar elektrik santralları : Hareket halinde bulunan havanın enerjisine rüzgar enerjisi adı verilmektedir. Bu enerjiyi kullanmak için kurulan santrallere ise rüzgar elektrik santralleri denir. Rüzgar şiddetinin yüksek olduğu yerlerde kurulan santrallerde büyük pervaneler kurularak rüzgarla kendisine bağlı olan şaftı çevirir. 
  • Hidroelektrik santralları : Bu santrallerde hammadde olarak su kullanılmaktadır. Barajlardaki suların yerçekiminin potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye çevrilmesi ve daha sonra tekrar potansiyel elektrik enerjiye çevrilmesi şeklinde elektrik üretimi sağlanır. Bu santrallerin verimi bağlı olduğu akarsuyun debisine ve akış hızına göre değişmektedir. Hidroelektrik santraller kuruldukları akarsu çevresinde çalışmaya başladıktan sonra oldukça yüksek bir tehdit oluştururlar. Özellikle akarsu kenarındaki canlıların yok olmasına ve ağaçların yok olmasına neden olabilirler. 
  • Güneş enerjisi santralları: İlk olarak 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan güneş enerjisini elektrik enerjisine çevirme fikri, günümüzde de oldukça kullanılmaktadır. Ancak bu enerji santrallarının yüksek maliyetli olması kurulumunu azaltmaktadır. Santrallerin çalışma şekli ise güneş enerjisinden gelen enerji parçacıklarının devasa büyüklükte olan güneş pilleri tarafından elektrik enerjisine çevrilmesi şeklindedir. 
  • Termik elektrik santralları elektrik enerjisi üretmek adına kurulan en eski üretim ve dağıtım merkezlerinden olan termik santrallerde kömür ve sıvı yakıt hammaddeleri kullanılarak elektrik enerjisi elde edilir. Bu hammaddeler yakılarak buhar ortaya çıkar ve bu buharın etkisiyle türbinler dönmeye başlar. Böylece elektrik enerjisi üretilmiş olur. 



Elektrik Santralleri ve Gelişimi

Elektrik enerjisi ilk defa 1878 yılında günlük hayatta kullanılmaya başlamış, İlk elektrik santrali 1882’ de Londra’da hizmete girmiştir. Ülkemizde ilk elektrik üretimi, 1902 yılında Tarsus’ta tesis edilen 2 kW gücündeki küçük bir su türbini ile gerçekleşmiştir. İlk büyük santral ise 1913 yılında İstanbul Silahtarağa’da kurulan 15 MW güce sahip termik santral olmuştur. İstiklal Savaşı’nın sona ermesi ile 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar kurulu güç 33 MW iken bugün 1228 kat artarak 40.519 MW’a ulaşmıştır.1923 yılında 45 milyon kWh olan üretimimiz ise 3904 kat artarak bugün 175,69 milyar kWh’a ulaşmıştır. 1935 yılına gelindiğinde, Etibank, Maden Tetkik ve Arama (MTA), Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİEİ) kurulmuş, daha sonra İller Bankası ve Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlükleri devreye girmiştir. Bu tarihte kurulu güç 126,2 MW, üretim 213 milyon kWh, elektriklendirilmiş il merkezi sayısı da 43 dür. 1948 yılında Çatalağzı Termik Santralı devreye girmiş ve 1952 yılında 154 kV’luk bir iletim hattı ile İstanbul’a elektrik takviyesi yapılmıştır. Üretim aşamasındaki gelişmeler iletim aşamasında da gerçekleştirilmiş ülkemiz bir baştan bir başa ulusal iletim ağı ile bağlanmış, bu hatlar da değişik güç ve tipte binlerce trafo ile donatılmıştır.

Paylaş :

Yorum

Diğer Yazılar

Öne Çıkan Başlıklar