Elektrik Üretimi

Elektrik Üretimi

07 Haziran 2018

Elektrik Üretimi İle İlgili Bazı İstatistikler

Elektrik enerjisi, ekonomik ve sosyal ilerlemeyi sağlayan, hayat kalitesini iyileştiren en önemli faktördür. Nüfus ve demografik değişiklikler enerji talebinin miktarını ve kompozisyonunu etkileyen önemli parametrelerdir. Dünya nüfusu sürekli artmakta ve 2014’te 7,3 milyar olan nüfusun 2040’da 9,2 milyara yükselmesi beklenmektedir. Çin’in nüfusunu geçecek olan Hindistan’ın nüfusu 2040’da 1,6 milyara ulaşacaktır. Dünya nüfusunun kentleşme oranı ise 2014’te %53 iken 2040’ta %63’e yükselecektir. Fakat 2014 rakamlarıyla dünya nüfusunun yaklaşık %16’sını teşkil eden 1,2 milyar insan elektriğe kavuşmuş değildir. Bu insanların yaklaşık %97’si sadece gelişmekte olan Asya ülkeleri ve Sahra-altı Afrika’da ve büyük çoğunlukla kırsal bölgelerde hayatlarını sürdürmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık %38’i olan 2,7 milyar insan ise yemek pişirmek için geleneksel yöntemlerle biyokütle enerjisinden yararlanmaktadır. Bu insanların %46'sı sadece Çin ve Hindistan’da yaşamaktadır (%51’i de Sahra-altı Afrika ve diğer gelişmekte olan Asya ülkelerinde).

Uluslararası Enerji Ajansı’nın “Yeni Politikalar Projeksiyonu” bu durumun uzun dönemde de devam edeceğini ve 2040 yılında çoğunluğu kırsal bölgede yaşayan 536 milyon insanın (2040’daki olası dünya nüfusunun %6’sı) elektriksiz yaşamaya, 1,85 milyar insanın da temiz pişirme tekniklerine sahip olmadan hayatlarını idame ettireceklerini göstermektedir. Elektriksiz yaşamaya devam edecek nüfusun büyük kısmı Sahra-altı Afrika ve gelişmekte olan diğer Asya ülkelerinde (Çin ve Hindistan hariç) yaşıyor olacaktır . Uzun dönemde (2013-2040 arası) ortalama %3,4 büyümesi beklenen dünya ekonomisi, dünyadaki nüfus artışı, sanayileşme ve kentleşme, doğal kaynaklara ve enerjiye olan talebi önemli ölçüde arttırmaktadır.

Mevcut enerji politikalarının devamı halinde, 2040 yılında dünya enerji talebinin, ortalama yıllık %1,4’lük artışlarla, 2014 yılına göre % 43,5 (13.684 milyon ton eşdeğeri petrolden (Mtoe) 19.636 Mtoe’ye) daha fazla olacağına işaret etmektedir. Talep artışı miktarının yüzde 89,8’inin, 2014-2040 döneminde ekonomik büyüme oranları yüksek (yıllık ortalama %4,4) öngörülen ve hızlı nüfus artış oranına (yıllık ortalama %1) sahip OECD-dışı ülkelerde (özellikle Çin ve Hindistan’da), yıllık ortalama %2,0’lik bir değerle, oluşacağı hesaplanmaktadır. Aynı dönemde yıllık gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) artış ortalaması %1,9 olarak öngörülen OECD ülkelerinde ise yıllık ortalama %0,2’lik artışlar beklenmektedir. 2014 yılı itibariyle dünyanın en fazla enerji tüketen ülkesi konumundaki Çin’in, 2040 yılında ikinci sırada olacak olan ABD’nin tüketeceği enerjiden %95 daha fazlasını tüketeceği, yine 2030 yılı itibariyle Hindistan’ın Avrupa Birliği'ni de geçerek Çin ve ABD'nin ardından üçüncü büyük enerji tüketicisi olması beklenmektedir. Söz konusu dört büyük tüketici, 2020 yılında dünya toplam enerji arzının %56’sını, 2040 yılına gelindiğinde ise %53,3’ünü tüketmekte olacaktır.

Dünya enerji talebindeki artışın sürdürülebilir koşullarda karşılanabilmesi için ise, 2016-2040 döneminde, enerji sektöründe yaklaşık 64,5 trilyon ABD Doları (2015 rakamlarıyla) değerinde yatırım yapılmasına ihtiyaç duyulduğu hesaplanmaktadır. Bu yatırımlarda en büyük pay yaklaşık 33 trilyon dolar ile fosil yakıtlara ve 15 trilyon dolar ile enerji verimliliğine ayrılacaktır . Türkiye’nin girmeye aday olduğu Avrupa Birliği (AB) ise Çin ve ABD’nin ardından en büyük üçüncü enerji tüketicisi konumundadır. AB genelinde birincil enerji talebi 1990- 2014 döneminde azalmıştır (%4,9’luk düşüş). 2014’ten 2040 yılına kadar ise talepte çok düşük bir azalış (%0,1) beklenmektedir . 28 ülkeli AB genelinde birincil enerji arzında 2005’te %52,3 ve 2015 yılında %55,9 düzeyinde olan ithalat bağımlılığı oranının (doğalgazda %69,5, petrolde %95,9 ve katı yakıtlarda %46,7) 2030 yılına kadar olan dönemde %56,6’ya, 2050’de ise %57,6’ya ulaşması beklenmektedir. 

Enerji kaynakları açısından incelendiğinde, birincil enerji arzında, petrol, doğal gaz ve kömürden oluşan fosil kaynaklı yakıtların ağırlıklı konumunun önümüzdeki yıllarda da devam etmesi beklenmekte ve enerji talebindeki artışın (2014-2040 dönemi) yüzde 73,3’lük bölümünün bu kaynaklardan karşılanması öngörülmektedir. Biyoenerji için bu oran %6,9, diğer yenilenebilir kaynaklar için %10,6, nükleer için %6,2, hidrolik için ise %3,0’dür . Bu rakamlar biyoenerjideki artışın önceki iki yıl (2012-2040 ve 2013-2040 dönemleri) öngörülerine göre daha düşük kalacağını göstermektedir. 2013-2040 döneminde enerji talep artışındaki biyoenerjinin payının %7,5 olacağı öngörülmüştü. 2014 yılında olduğu gibi 2020 yılında da birincil enerji arzındaki en büyük paya (%30,7) sahip olacağı hesaplanan petrolün, 2030-2040 yıllarında da ilk sıradaki yerini koruyacağı düşünülmektedir. Mevcut politikaların devamı halinde, en hızlı artışın hidrolik-dışı yenilenebilir enerji kaynaklarında olacağı öngörülmektedir. Bu kaynakların tüketiminin yıllık %1,94’lük artışlarla 2040 yılında (2014 yılına göre) %65,0 artacağı hesaplanmaktadır. Ardından doğal gaz tüketiminin %1,90’lık artışlarla %63,1 artması ve nükleer enerji kullanımının da ortalama yıllık %1,72’lik artışlarla %55,9 artması beklenmektedir. Aynı dönemde petrol tüketiminin ortalama %0,91’lik artışlarla toplamda %26,6 olarak yükseleceği düşünülmektedir . 2014-2040 döneminde elektrik üretiminde ise sırasıyla kömür ve doğal gazın en önemli kaynaklar olmaya devam edeceği, doğal gazın payının %21,6’dan %24,4’e yükseleceği; kömürün payının %40,8’den %36,0’ya, petrolün payının %4,4’ten %1,4’e, hidroliğin payının %16,4’ten %14,1’e, nükleerin payının da %10,7’den %9,3’e düşeceği öngörülmektedir. En büyük yüzdelik artış ise rüzgarda beklenmektedir. Aynı dönemde rüzgarın %3,0’lık payının %7,4’e yükseleceği öngörülmektedir . Dünya genelinde enerji kaynakları olarak 2015 itibariyle petrol ve doğal gaz rezervlerinin dağılımına bakıldığında, kanıtlanmış petrol rezervlerinin (1.646 milyar varil) %49’unun Ortadoğu’da bulunduğu görülmektedir. 2016 yılında, Venezuela dünyada en büyük petrol rezervi bulunduran ülke konumunu sürdürmüştür. En büyük rezervlere sahip 10 ülkenin , Kanada ve Rusya hariç 8’i OPEC üyesidir. Bu 10 ülke toplam dünya rezervlerinin yaklaşık %85,5’ine sahiptirler.

Türkiye’de Enerji ve Elektrik Üretim Sektörünün Görünümü

Türkiye Enerji Politikasının Temel Amaçları

Türkiye’nin enerji arz güvenliği, alternatif enerji kaynakları, kaynak çeşitliliği, yerli ve yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilirlik, enerji piyasasındaki serbestleşme ve enerji verimliliğini esas alan enerji politikasının temel amaçları;
  • Yerli kaynaklara öncelik vermek suretiyle kaynak çeşitliliğinin sağlanması,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzındaki payının artırılması,
  • Enerji verimliliğinin artırılması,
  • Serbest piyasa koşullarına tam işlerlik kazandırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi,
  • Petrol ve doğalgaz alanlarında kaynak çeşitliliğinin sağlanması ve ithalattan kaynaklanan riskleri azaltacak tedbirlerin alınması,
  • Ülkemizin enerji üssü ve terminali haline getirilmesi,
  • Enerji ve doğal kaynaklar alanındaki faaliyetlerin çevreye duyarlı şekilde yürütülmesinin sağlanması, · Yerli doğal kaynakların ülke ekonomisine katkısının arttırılması,
  • Maliyet, zaman ve miktar yönünden enerjinin tüketiciler için erişilebilir kılınması,
  • Endüstriyel hammadde, metal ve metal dışı madenlerimizin üretimlerinin arttırılarak yurt içinde değerlendirilmesinin sağlanmasıdır .



Türkiye'de Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile İlgili Başlıca Hedefler

Bu politikalar temelinde 2023 yılı için oluşturulan arz güvenliği ve yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili başlıca hedefler özetle şöyledir :
  • Bilinen linyit ve taşkömürü kaynaklarımızın tamamının elektrik üretiminde kullanılması,
  • İki nükleer santralın ilgili ünitelerinin işletmeye alınması ve üçüncü nükleer santralın inşaatına başlanması,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının yükseltilmesi,
  • Teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilecek hidroelektrik potansiyelin tamamının elektrik üretiminde kullanılması,
  • Rüzgar enerjisi kurulu gücünün 20.000 MW’a çıkarılması,
  • Elektrik enerjisi kurulu güç kapasitesinin 110.000 MW’ın üzerine çıkarılması,
  • Toplam elektrik üretiminin 400 milyar kWh’ye yükseltilmesi. Bu hedeflerin dışında 2019 yılı sonu için ise;
  • Yerli kömürden üretilen elektrik enerjisi miktarının yıllık 60 milyar kWh’e çıkarılması,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretim santrallarının toplam kurulu gücünün 46.710 MW’a çıkarılması,
  • Hidrolik santral kurulu güç toplamının 32.000 MW’a çıkarılması,
  • Jeotermal enerjisinden elektrik üretimi açısından kurulu gücün 1.000 MW’a çıkarılması
  • Fotovoltaik güneş enerjisine dayalı kurulu gücün 3.000 MW’a çıkarılması hedeflenmektedir. 

Ülkemizin yakaladığı yüksek büyüme oranları, enerji talebinin de hızla artmasını beraberinde getirmiştir. Önümüzdeki yıllarda da bu eğilimin devam edeceği hesaplanmaktadır. 2015 yılında 129,22 milyon ton petrol eşdeğerine (milyon tep) ulaşan yıllık enerji arzı bir önceki yıla nazaran yaklaşık %7,0’lik bir artış göstermiştir . En son açıklanan verilere göre (2015 yılı) enerji arzında %30,7 ile doğalgaz önceki iki yılda olduğu gibi birincilikteki yerini korurken, onu %29,0 ile kömür, %28,1 ile yine ham petrol ve petrol ürünleri izlemiştir. Geri kalan %12,2’lik bölüm ise başta hidrolik olmak üzere yenilenebilir kaynaklar ile elektrikten karşılanmıştır . 2013-2015 dönemi kıyaslandığında, jeotermal ve rüzgarın birincil enerji arzındaki payının sürekli arttığı, biyoenerji ve atıklar, güneş ve elektriğin payının ise sürekli azaldığı görülmektedir . Küçük Avrupa devletleri hariç tutulursa, son 10 yılda Türkiye elektrik, kömür ve doğal gaz talep artış oranları bakımından Avrupa’da ilk sırayı almaktadır. 2015 itibariyle yaklaşık 78,7 milyon nüfusa sahip olan Türkiye’de kişi başına enerji tüketiminin %5,60 artışla 1.641 kep, elektrik tüketiminin ise %3,41 artışla 2.760 kWh olduğu hesaplanmıştır.




Türkiye elektrik enerjisi tüketimi 2017 yılında bir önceki yıla göre %5,6 artarak 294,9 milyar kWh, elektrik üretimi ise bir önceki yıla göre %7,7 oranında artarak 295,5 milyar kWh olarak gerçekleşmiştir.

Elektrik tüketiminin 2023 yılında baz senaryoya göre yıllık ortalama %4,8 artışla 385 TWh'e ulaşması beklenmektedir. 2017 yılında toplam elektrik kurulu gücümüzde 6.703 MW'lik artış yaşanmış olup kurulu gücümüz 2017 yılı sonunda 85.200 MW’a ulaşmıştır.

2017 yılında elektrik üretimimizin, %37 'si doğal gazdan, %33'ü kömürden, %20'si hidrolik enerjiden, %6'sı rüzgârdan, %2'si jeotermal enerjiden ve %2’si diğer kaynaklardan elde edilmiştir.

2017 yılı sonu itibarıyla Türkiye'nin kurulu gücü içerisinde kamu %23,4, özel sektör ise %76,6’lık paya sahiptir

2017 yılı sonunda kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımı; yüzde 32,0’ı hidrolik enerji, yüzde 27,2’si doğal gaz, yüzde 21,9’u kömür, yüzde 7,6’sı rüzgâr, yüzde 4,0’ı güneş, yüzde 1,2’si jeotermal ve yüzde 5,9’u ise diğer kaynaklar şeklindedir.

Ayrıca Ülkemizde elektrik enerjisi üretim santrali sayısı, 2017 yılı sonu itibarıyla 5.021’e (Lisanssız santraller dahil) yükselmiştir. Mevcut santrallerin 628 adedi hidroelektrik, 41 adedi kömür, 207 adedi rüzgâr, 40 adedi jeotermal, 286 adedi doğal gaz, 3.616 adedi güneş, 203 adedi ise diğer kaynaklı santrallerdir.

Hızlı elektrik tüketim artışının sorunsuz karşılanabilmesi için elektrik altyapımızın güçlendirilmesi çalışmalarına aralıksız devam edilmektedir. Ulusal kapsamda gerçekleştirilen güçlendirme çalışmalarının yanı sıra uluslararası elektrik bağlantılarımızın güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması çalışmalarında önemli bir mesafe alınmıştır. Bu kapsamda, 15 Nisan 2015 tarihinde
TEİAŞ ile ENTSO-E arasında Uzun Dönem Anlaşması (Long Term Agreement) imzalanmış ve ülkemiz elektrik sistemi Avrupa elektrik sistemine kalıcı olarak bağlanmıştır. 14 Ocak 2016 tarihli Gözlemci üyelik anlaşmasıyla ise TEİAŞ, ENTSO-E’nin ilk ve tek gözlemci üyesi olmuştur.

Elektrik sektöründe rekabeti esas alan şeffaf bir piyasanın oluşturulması ve bu suretle yatırım ortamının geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, organize toptan elektrik piyasalarının işletilmesi ve bu piyasalarda gerçekleştirilen faaliyetlerin mali uzlaştırma işlemleri ile söz konusu faaliyetlere ilişkin diğer mali işlemlerin yürütüldüğü bir piyasa işletmecisinin kurulması öngörülmüştür. Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) , 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olarak, 12 Mart 2015 tarihinde tescil işlemlerinin tamamlanmasının ardından resmen kurulmuştur. 1 Eylül 2015 tarihinde ise EPİAŞ piyasa işletme lisansını almıştır. EPİAŞ, piyasa işletim lisansı kapsamında, Borsa İstanbul Anonim Şirketi ile TEİAŞ tarafından 6446 sayılı Kanun kapsamında işletilen piyasalar dışındaki organize toptan elektrik piyasalarının işletim faaliyetini yürütmektedir.

Paylaş :

Yorum

Diğer Yazılar

Öne Çıkan Başlıklar