Elektrik

Elektrik

21 Mayıs 2018

Fiziksel manada elektrik; maddenin elektron, pozitron, proton gibi parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan bir enerji türüdür.

Esasen Anadolu topraklarında, eski Yunan döneminde "Milet" olarak bilinen Aydın civarında eski bir yerleşim yerinde yaşayan Thales, araştırmalar yaparken kehribarı yünle ovduğunda hafif maddeleri kendine çektiğini ve insan vücuduna yaklaştırıldığında küçük kıvılcımlar çıkardığını fark etmişti. Antik Yunanca’da  “kehribar” anlamına gelen elektron kelimesi Yeni Latince’de "kehribar gücü" anlamına gelen electrica olarak adlandırıldı.

 

Elektrik Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Tarihte manyetik kutuplar, pusulanın keşfi ve mıknatıslar ile ilgili araştırmaların da geliştirilmesiyle , Rönesans sonrasında artık elektriğin üretilebilir, iletilebilir ve depolanabilirliği hakkında önemli buluşlar yapıldı. Endüstri 1, 2, 3 derken şu an endüstri 4 ile elektrik, dijitalizasyon çağında da şu çok bilinen tarifi ile “gözle görülmeyen elle tutulmayan bir şey” olgusunda kendine çok daha başka bir sanal boyut katmış oldu.

Aynı yüzyılın sonlarına doğru gerçekleştirilen çok önemli bir buluş da pildir. Pil sayesinde, kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürecek sürekli bir akım elde edebilme imkanı doğmuştur. Bir fizik profesörü olan Volta 1800 yılında Royal Society’de yazdığı yazıda, iki metal plaka arasına tuz karışımlı sıvı koyarak elektrik akımı elde etmiş olduğunu bildirdi. Bu sayede ilkel olarak ilk pil icat edildi. Sonrasında da birbirlerinden kartonla ayrılmış ince bakır ve çinko levhaları üst üste koyarak daha güçlü piller yapabilmişti. Böylece 18. Yüzyılın sonunda, sürekli elektrik akımı üretebilen bir kaynağın bulunmasıyla, hem elektrokimya dalında hem de yüzyıllar boyunca elektrik tarihinde tartışma konusu olan "elektrik ile manyetizma arasındaki ilişkinin niteliği" konusunun yanıtlanabilmesinin nesnel temeli ortaya çıkmış oldu. Sonrasında Kopennhag Üniversitesinde doğa felsefesi profesörü olan Hans Ch. Oersted’in deneyleri sırasında bir telin içerisinden akım geçirildiğinde elektrik akımının telin çevresinde bir manyetik alan oluşturduğu sonucuna varması ve bunları 1820 yılında yayımlaması bilim dünyasında büyük yankılar yarattı.

Elektrik ile İlgili Buluşlar ve Bilim Adamları

Fransız matematikçi ve fizikçi Amper, kendi ismi ile anılan elektromanyetizma yasasını formüle etti. Bu yasa manyetik alan ile bu alanı doğuran elektrik akımı arasındaki bağıntıyı matematiksel olarak belirtiyordu. Elektrodinamiğin kurucusu olan Ampere aynı zamanda elektrik ölçme tekniklerini geliştirdi ve serbestçe hareket eden bir iğnenin yardımıyla elektrik akımını ölçen bir aygıt (ampermetre) yaptı.

İletkenlerden geçen elektrik akımına dair çalışmalar yapan Alman fizikçi Georg Simon Ohm, bir iletkenden geçen akımın iletkenin uçları arasındaki gerilim ile doğru orantılı, iletkenin direnciyleyse ters orantılı olduğunu buldu. Ohm, kendi adıyla bilinen bu yasayı ve ona dair düşüncelerini 1827 yılında yayımladı.

Sonraki yüzyılda, 19. yüzyılda elektrik teori ve pratiğine çok önemli katkılarda bulunmuş iki büyük bilim adamından biri İngiliz Michael Faraday diğeri ise elektromanyetik kuramının kurucusu James Clerk Maxwell’dir. Faraday mıknatısların elektrik akımı yaratabildiğini buldu ve buna dair yasayı formüle etti. Faraday’ın bu bilimsel keşfi, onun sürekli bir akım üretebilen elektrik motorunu buluşuyla sonuçlanmıştır. Faraday ,elektriğin yanı sıra kimya alanında da önemli katkılarda bulunmuştur. Elektrokimyanın kurucusu olarak tanınan  Faraday, elektroliz yasalarının da kaşifidir. Ayrıca , elektroliz, elektrot, anot, katot gibi günümüzde kullanılan sözcükleri de ilk kez ortaya atan Faraday’dır. Maxwell ise, elektromanyetizma kuramı ile 20.yüzyıl fiziğine en büyük etkide bulunan bir 19.yüzyıl bilimcisidir. Maxwell’in elektromanyetik radyasyonu tanımlaması, ısıl radyasyon yasasının oluşumuna yol açtı ve bu yasa da daha sonra Max Planck’ın kuantum hipotezini formüle etmesine yaradı. 
Bu büyük gelişmeler sadece kuramsal düzeyde ilerlemekle kalmadı, teknolojik gelişmelerin de önünü açtı. Faraday, 1831 yılında elektrik üretebilen küçük bir jeneratör yapmıştı, ancak 1850 li yıllarda artık seri halde üretilen dinamolar ilk kez başta deniz fenerleri olmak üzere, aydınlatma amacıyla kullanıldı. Sonrasında da ark lambaları üretilerek sokak aydınlatmasında kullanılmaya başlandı. 19. Yüzyılın son çeyreğinde artık elektrik motorları küçük ve bağımsız mekanik enerji gerektiren demiryolları, asansörler, madencilik makine tezgahları, matbaacılık gibi alanlarda yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Böylelikle elektrik artık "Endüstri 1" diye sınıflandırılan hayatta yerini bulmaya başladı.

Daha 19. Yüzyılın ikinci yarısının hemen başlarında insan konuşmasının elektrikle iletilebilmesi üzerine düşünceler ve tasarılar geliştirilmeye başlanmış ve hatta bazı deneylere bile girilmişti. Alexander Graham Bell’in  1876 yılında aldığı telefon patenti belgesinde buluşunun ilettiği seslere ilişkin olarak şu ifade yer alıyordu; “ Ağızdan çıkan seslere ya da başka seslere eşlik eden , hava titreşimlerine benzeyen elektrik titreşimleri yaratarak, ağızdan çıkan sesleri ya da başka sesleri telegrafik olarak iletmeye yönelik bir yöntem ve aygıt” . Patentin alınışını izleyen bir yıl içinde aygıt üretilerek piyasaya sürüldü ve telefonun kullanımı hızla yaygınlaştı. 

Sonrasında diyot lambanın (elektron lambası) gelişmesi ve  görüntüleri elektrik işaretine dönüştüren ikonoskop lambasının bulunması televizyonun gelişiminde temel bir adım oldu. İlk kısa mesafeli radyo yayını ile müzik ve konuşma içeren yayın 24 Aralık 1906 da ABD de yapıldı. Tüm bunlar elektronik teknolojisinin ilk adımlarını atma yolunda önemli buluşlar olmuştu. Elektrik sinyallerinin yükseltilmesini , denetlenmesini ya da üretilmesini sağlayan yarı iletken elektronik teknolojilerinin ilk adımlarını yine ABD'deki Bell Laboratuvarlarında 1947 yılında atılmıştır. Böylelikle sadece güç olarak kullanımı olan elektrik değişik amaç ve ihtiyaçlara yönelik olarak birçok aygıt ve teknolojik sistemlerde yerini almaya başladı. Elektrik ve elektronik sayesinde sadece insanoğluna temelde ihtiyaç olan şeylere hizmet verilmekle kalınmadı ihtiyaç dışı lüks ve refah bir hayat koşullarını sağlayacak sınırsız sayıda donanımlarla hayatımızın olmazsa olmazı bir noktaya ulaştı.


Türkiye'de Elektrik Enerjisinin İlk Kez Kullanımı

Ülkemizde elektrik enerjisinin ilk kullanımı II. Meşrutiyet’ten sonra Macar-Belçika ortaklığı olan Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi’ne tanınan imtiyazla şirket 1914 yılında hizmete başlamıştır. 1923’te Cumhuriyet ilan edildiğinde yalnız İstanbul, Tarsus ve Adapazarı’nda,  sadece belli bölgelerinde elektrik vardı. Bu şehirlerin toplam nüfusu o zamanki nüfusun %6 sına denk düşüyordu, yani Türkiye’nin %94 ü karanlıkta idi. Toplam üretim miktarı ise yıllık 50 Milyon kWh kadar idi. 2018 Yılı itibarı ile ülkemizdeki elektrik kurulu gücümüz 86.000 MW'a ulaşmış bulunmaktadır.

Paylaş :

Yorum

Diğer Yazılar

Öne Çıkan Başlıklar