Enerji Santralleri

Enerji Santralleri

19 Temmuz 2018

Hayatımızda gün geçtikçe çok daha önemli bir konuma gelen enerjinin kesintisiz, kısıntısız, güvenilir, sürdürülebilir, kaliteli, çevre dostu ve her an için emre amade bir şekilde tüketicilere sunulması için enerji ları enerji altyapılarının kalbi konumundadır. Tabiidir  ki bulunduğu coğrafyanın elverdiği imkanlar oranında işin hem ekonomisi hem de sürdürülebilirliği açısından kaynakların durumuna göre santraller de kendi aralarında çeşitlendirilir. Enerji santralleri çoğu zaman tüketicinin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisini vermekle beraber, ihtiyacın oranına ve durumuna göre de sadece ısı santralleri olarak da çalışan enerji santralleri de bulunmaktadır.



Enerji Santralleri ve Çeşitleri

Proseslerinin değişik kısımlarında değişik türlerde enerjiye ihtiyaç duyan işletmelerde enerji santralleri kurulurken hem elektrik hem ısı hem de soğutma ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde modellere sahip olmak da mümkündür. Bu vesile ile bu tür santrallerden elde edilen verimler maksimum düzeylere ulaşmaktadır. Şöyle bir örnek verecek olursak eğer; basit çevrime sahip en verimli bir doğal gazlı elektrik santralinde şu an %48'lik verim alınırken, kombine çevrim santralinde bu oran %64'e kadar varabilmiştir. Ancak tri-jenerasyon sisteme sahip bir enerji santralinde toplam sistem verimleri %96'lara kadar çıkmaktadır ve böylece en ekonomik verileri elde edebilme şansına sahip olmaktadırlar.

Merkezi elektrik üretiminin gün geçtikçe ve başta güneş ve rüzgar olmak üzere yenilenebilir türde enerji kaynakları teknolojilerinde yeni gelişmeler ortaya çıktıkça dağıtık sistemli üretim altyapılarının gittikçe daha gelişmekte, tüketiciler açısından da daha tercih edilir hale geldiğini görmekteyiz. Baz yük teşkil etmesi açısından en çok kullanılan kömür, nükleer ve doğal gaz kaynakları gün geçtikçe toplam enerji üretimi payındaki pozisyonlarını daha da azaltmakta, yerlerini yenilenebilir türden kaynaklara devretmektedirler. Hidro bazlı enerji santralleri kurulu kapasiteleri, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere teknik ve ekonomik olarak yapılabilir olan büyük projelerinin hemen hepsi hayata geçirilmiştir. Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde ise bu oranlar %100'ün de üzerine çıkarılarak suyun potansiyelini en yüksek derecede değerlendirmek üzere altyapılara sahip olmuşlardır. Tabii ki bu oranlara sahip olabilmenin en önemli yolu da pumped- storage diye adlandırılan pompa depolamalı hidro elektrik santralleri vesilesi ile mümkündür. Bu sayede elektriğin günün en yüksek tüketildiği saatlerde üst rezervuardan alınıp türbinlenerek alt rezervuara dökülmesi sağlanıyor, elektriğin en az kullanıldığı gece yarısı ve sabah saatlerinde ise tekrar aynı su üst rezervuara geri pompalanmaktadır.

Başta nükleer ve gaz türbini tipindeki santraller olmak üzere, enerji santralleri genel olarak yüksek teknolojiye sahip ekipmanlar ve yazılımlara sahip tesislerdir. Yüksek gerilim, yüksek devir, yüksek basınç, yüksek ısı ve bazı santrallere has olmak üzere yüksek radyoaktivite risklerine sahip olması açısından bu santrallerde daima teknolojinin en ileri ürünleri tercih edilmektedir. Keza riskleri ve kötü sürprizleri en aza indirgemek anlamında da bakım faaliyetleri bu santrallerde en ileri mühendislik ve disiplinler ışığında yapılmaktadır. Buna rağmen başta nükleer enerji santralleri olmak üzere dünyada yaşanmış bir çok felaketler bulunmaktadır, hatta en son Japonya’da meydana gelen tusinami faciası sonrasındaki nükleer santral arızası enerji dünyasında bir kilometretaşı olacak kadar bir etki yaratmıştır. İşin çevresel boyutları nedeniyle ortaya çıkan ve çıkmaya devam eden can kayıplarının da pahası biçilemeyecektir.

Etkileri değişik oranlarda olmak üzere şunu diyebiliriz ki, aslında temiz enerji santrali yoktur. Bir petrol yakan santralin çıkartmış olduğu emisyonlar zaten hepimizin bildiği bir gerçektir. Ancak Bir hidro elektrik santrallerinin de çok da masum olduğu söylenemez. Nitekim başta bulundukları havzalarının flora ve faunasına vermiş olduğu etkilerden tutun da yılın birkaç zamanında bile olsa işletme ve bakım faaliyetlerinde veya ilk yapım faaliyetlerinde meydana gelen arızı durumlarda ortaya çıkan can ve mal kayıpları bilenen bir gerçektir. Buna dair iş güvenliği, işçi sağlığı veya çevresel etki değerlendirmeleri hususlarında en iddialı olan şirketlerin bile tarihlerinde yaşanmış kötü olaylar bulunmaktadır. Keza, 10 MW lık bir hidro elektrik santral yapacağım diye Doğu Karadeniz bölgesindeki eşsiz doğanın bir parçasını bir daha asla geri getirilemeyecek şekilde yok eden bir HES projesinin ürettiği elektriğinin temiz bir enerji olduğundan da bahsetmek abestir. Peki ya bir güneş santrali için bunu düşünürseniz durum nasıl çıkar? Son derece basit bir kurulumdan ve az sayıda komponentden oluşan kurulun bir santral için düşünecek olursanız eğer tabii ki temiz bir görüntü ortaya çıkabilir. Ancak değişik kimyasallar ve yüksek saflıkta silisyum içeren camlardan kaynaklı olarak, bu techizatların üretimleri aşamasında nasıl bir enerji kullanıldığını, nasıl bir emisyonlar yaratıldığını hiç düşündünüz mü. Bu açılardan bakıldığında yine en doğrusu şudur ki en temiz enerji tasarruf edilen enerjidir ve günümüzdeki yöntemlerle elde edilen elektrik enerjisi için tamamen temiz bir enerji asla yoktur.



Türkiye'de Enerji Santralleri

Türkiye’de ilk elektrik santrali 15 Eylül 1902 tarihinde Tarsus’ta kurulmuştur. Sadece 2  kW lık bir güce sahip olan bu santral rivayete göre Avusturya hükümeti tarafından Saraya hediye edilmiş bir santral idi. Sonrasında kurulan Silahtarağa Elektrik Santrali, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde büyük bir uygulama alanı bulan imtiyaz yöntemine dayanarak gerçekleşmişti. Yani anlayacağınız, enerjide ilk yap işlet devret modeli idi. Bu santral yapımı ihalesine o dönemde 8 şirket katılır ve kazananı Macar Ganz şirketi olur. Cumhuriyetimizin ilk kurulduğu yıl olan 1923 yılında elektrik üretimimiz sadece 50 Milyon kWh idi. Bu rakam  2017 yılı itibarı ile 295 Milyar kWh'e çıkmıştır. 2018 Yılı itibarı ile neredeyse gelmiş olduğumuz kurulu güç değeri 90 bin MW'dir. Gün geçtikçe hızla artan elektrik santralleri sayımız ise yine 2018 itibarı ile 5100 ün üzerine  (lisanssızlar dahil) çıkmıştır.

Paylaş :

Yorum

Diğer Yazılar

Öne Çıkan Başlıklar