Enerji

Enerji

04 Haziran 2018

Felsefi olarak enerji, hayatın vazgeçilmez 4 unsurundan biri (hava, ateş 'enerji', su ve toprak). İnsanoğlunun son zamanlardaki uğruna savaştığı en önemli unsur. Giderek hayatımızın her anında ve noktasında. Teknoloji ve refah seviyeleri ilerledikçe de enerjinin var olması kadar kontrol altında tutulabilmesi ve sürdürülebilir bir standartta olması bir o kadar sofistike ve önemli olmakta. 

Teknik açıdan ise enerji kısaca iş yapabilme yeteneğidir. Tıpkı uzunluklar gibi skaler büyüklüktür. Toplamda 8 ana enerji çeşidi vardır. Bunlar potansiyel, kinetik, ısı, ışık, elektrik, kimyasal, nükleer ve ses enerjisidir. Unutmamamız gereken ise hiçbir enerjinin kaybolmadığıdır. Dolayısı ile de enerji üretimi diye bir tabir de doğru değildir, elektrik üretebilirsiniz, mesela hidrolik potansiyeli olan bir suyun düşüsü vasıtasıyla potansiyel enerjisini kinetiğe sonrasında da elektrik enerjisine çevirebilirsiniz. Kömür için de durum aynıdır, ısıtarak elde edilen termik enerjiden buharın kinetik enerjisini elde eder bunu da türbinleyerek mekanik enerjiye ve sonrasında elektrik enerjisine dönüştürebilirsiniz. Bu enerjinin dönüşümü nihayetinde lambalardaki fotona fotondan güneş panelleri vasıtasıyla ısı ve elektrik enerjine tekrar tekrar dönüşüp durur.

Enerji Çeşitleri

Potansiyel Enerji: Bir cismin konumu ve durumu yüzünden sahip olduğu enerjidir. Gerilmiş bir yayda, havada duran bir cisimde ve iple tavandan asılı bir modelde potansiyel enerji vardır. Kısaca yüksekliği olan ya da gerilmiş/sıkıştırılmış tüm cisimlerde potansiyel enerji mevcuttur.

Kinetik Enerji: Kinetik enerjiye sahip olmak için bir cismin hareket ediyor olması lâzımdır. Yani kinetik enerji hızı olan cisimlerin sahip olduğu enerji çeşididir. Bunlara örnek olarak koşan çocuk, dönen tekerlek ya da yüksekten düşen bir top gösterilebilir.

Isı Enerjisi: Cisimlerin sıcaklıkları yüzünden sahip olduğu enerjidir. Sıcaklığı yüksek ya da düşük bütün maddelerin ısı enerjisi vardır. Örnek verecek olursak: ampul, elektrik sobası, jeotermal enerji, ısıtıcılar.

Elektrik Enerjisi: Bu enerji türü bu sitedeki ana başlıklardan birini oluşturur. Cisimlerin elektrik yükleri sebebiyle sahip oldukları enerjidir. Eğer bu konu hakkında daha çok bilgi edinmek istiyorsanız buraya basın.

Işık Enerjisi: Bu enerji türü karanlık bir odayı aydınlatabilecek bir enerji türüdür. Zaten adı üstünde. Yanan odun, ampul, Güneş, lamba vb. şeyler bir şekilde sahip oldukları enerjinin bir kısmını ışık enerjisine çevirir.

Kimyasal Enerji: Maddelerin kimyasal reaksiyonlarda bulunması sonucu ortaya çıkar. Yanma, Yakma ve benzeri olaylar bir enerji sonucu olur ve onlar da bir enerji açığa cıkartır.

Nükleer Enerji: Fisyon veya füzyon sonucu meydana gelir. Nükleer santrallerden bu şekilde elektrik elde eder

Ses Enerjisi: Sesin enerjisi olduğunu nasıl anlayabiliriz? Şu örnekle açılanabilir: Camın kırılması. Hani o yüksek şiddetteki çığlıkların kırdığı camları anımsayın. Bunlar sesin enerjisi yüzündendir. Zilin kinetik enerjisi ses ve biraz da ısı enerjisine dönüşür. Yani kol zile vurdukça sesin çıkması enerji dönüşümüdür.

(Yenilenebilir Enerji Kaynakları hakkında detaylı bilgi için buraya gidin...)


Dünya Enerji Görünümü

Dünya birincil enerji tüketiminin artmasına neden olan temel etkenlerin başında nüfus ve gelir artışı gelmektedir. Nüfus artışının gelişmekte olan sanayi ve kentleşmelere bağlı olarak küresel enerji talep artışına önemli miktarda etki edeceği öngörülmektedir.

Yapılan senaryolara göre, 2040 yılına kadar olan dönemde fosil yakıtların paylarının nispeten azalmasına rağmen bu yakıtlar hâkim kaynaklar olmaya devam edecektir. Nükleer enerjinin birincil enerji kaynakları içindeki payının artacağı öngörülmekte, yenilenebilir enerji kaynaklarının 2040 yılındaki payının %16,1 olacağı beklenmektedir. Mevcut politikalar senaryosuna göre küresel elektrik talebinin 2040 yılına kadar yıllık ortalama %2,3 olmak üzere %80 oranında artacağı beklenmektedir. Yenilenebilir kaynakları yıllık ortalama %9,8 büyüme payları ile en hızlı büyüme oranına sahip enerji kaynaklarıdır. Nükleer enerji yıllık ortalama %2,3 ve hidroelektrik yıllık ortalama %1,8 büyüme oranına sahip olacaktır. Bu üç kaynağın büyüme oranı, toplam birincil enerjinin büyüme oranından daha fazladır. Fosil yakıtlar arasında en fazla büyüme oranına sahip olan kaynak yıllık ortalama %1,5 büyüme oranı ile doğal gazdır. Doğal gazı sırasıyla yıllık ortalama %0,4 ve %0,2 büyüme oranları ile petrol ve kömür izlemektedir.


Enerji Sektöründeki Küresel Gelişmeler

Enerji arz güvenliği, dünya ekonomik ve siyasi yaşamının önemli bir belirleyicisidir. Enerjinin kullanımının tüm alanlarda artış göstermesi sebebiyle, günümüzde ülkelerin ekonomik ve politik istikrar göstergeleri doğrudan enerji arz güvenliğinin sağlanmasına bağımlı hale gelmiştir. Ancak, enerji kaynaklarının genel itibari ile az sayıda ülkenin elinde olması enerji arz güvenliği sorununu doğurmaktadır. Dünya enerji talebi, her ülkede farklı oranlarda olmakla birlikte, küresel ölçekte sürekli artmakta ve bu talebi karşılamak için gereken küresel enerji yatırımları da giderek büyümektedir.

Ülkelerin önceliği, enerji yatırımlarının gerçekleştirilmesi yönündedir. Uluslararası Enerji Ajansı (UEA)’nın 2016 senaryosuna göre, 2040 yılına kadar küresel enerji talebindeki %30 artışın tüm yakıt türlerinde bir artışa sebep olacağı öngörülmekle birlikte, 2040 yılında hala milyonlarca insanın en temel enerji hizmetlerinden mahrum kalacağı düşünülmektedir. OECD ülkelerindeki toplam talep bir düşüş eğilimi göstermekle birlikte, küresel enerji tüketiminde Hindistan, Güneydoğu Asya ve Çin'in yanı sıra Afrika, Latin Amerika ve Orta Doğu bölgeleri sanayileşmeye ve kentleşmeye doğru yönlendirilmektedir. 2030'lu yılların ortalarına gelindiğinde, Asya'da gelişmekte olan ülkeler OECD'nin tamamından daha fazla petrol tüketirlerken, Çin ve Hindistan’da güneş fotovoltaiklerinde (PV) en büyük artış görülecek; ancak, pek çok ülkede yoğun çabalara rağmen, küresel nüfusun büyük bir kısmı modern enerjiye erişemeyecektir. 60 UEA projeksiyonlarına göre, küresel enerji arzında toplam 44 trilyon dolarlık bir yatırıma ihtiyaç duyulmaktadır; söz konusu yatırımın %60'ı bu yakıtları kullanan santraller de dahil olmak üzere petrol, gaz ve kömür çıkarımı ile arzı ve yaklaşık % 20'si de yenilenebilir enerjiye yönlendirilmektedir.

Ham petrol üretimindeki yatırımlar gerilemektedir. Geleneksel enerji kaynaklarına olan talep düşmekle birlikte elektrik tüketiminde artış devam etmektedir. 2040 yılına kadar tüm yeni enerji üretim kapasitesinin yaklaşık %60'ı yenilenebilir enerjiye ait olacaktır. Petrol üretiminde Orta Doğu’nun payı 1970’lerden bu yana görülen en yüksek orana ulaşmıştır. Bu durum petrol arzı güvenliği açısından önemli bir gösterge olarak görülmelidir. Önümüzdeki 25 yıl içinde enerji verimliliğindeki gelişmelere bağlı olarak enerji talebindeki yüksek artış hızının düşmesi, kömür ve petrol talebinde düşüş görülürken, doğal gaz talebinin artmaya devam etmesi, nükleer enerjide büyümenin devam etmesi öngörülmektedir. Küresel enerji talebindeki büyümenin ¼’ünün Çin’de gerçekleşmesi öngörülmektedir. Bu gelişmeler kapsamında, enerji alanında dengelerin değişmekte olduğunu, bu çerçevede dış politika ve enerji politikasının çoğu zaman iç içe geçebildiğini, bölgelerde yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerin enerji sektörü açısından belirleyici nitelikte olduğunu görmekteyiz.


Türkiye’nin Enerji Diplomasisi Kapsamındaki Faaliyetleri

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,  ülkemizin sahip olduğu jeostratejik konumunu etkin kullanarak bölgesel petrol ve doğal gaz projelerinde öncü rol oynamak suretiyle ulusal arz güvenliğinin sağlanması ve bölgesel arz istikrarına katkıda bulunulmasını esas alan politika ve stratejileri uygulayarak ülkemizi enerji koridoru ve terminali haline getirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda, gündemde olan boru hattı projeleri ile petrol ve doğal gaza dayalı tesislerin kurulumunun gerçekleştirilmesi için çeşitli ülkelerle gerekli işbirlikleri sağlanmaktadır. Ayrıca, elektrik arz güvenliğine katkı sağlamak ve yeterli enerjinin kesintisiz ve kaliteli bir şekilde temini açısından komşu ülkelerle ikili ve çok taraflı (bölgesel) olmak üzere elektrik enterkoneksiyonlarına da önem verilmektedir.

Ülkemiz; Ortadoğu, Hazar Bölgesi ve Orta Asya gibi dünyanın petrol ve doğal gaz rezervlerince zengin ülkelere coğrafi olarak yakın bir konumda bulunmaktadır. Kaynak ülkeler ile tüketici ülkeler arasında doğal bir köprü konumunda olan Türkiye, enerji kaynaklarının ve taşıma güzergâhlarının çeşitlendirilmesini sağlamaya yönelik projelerde önemli bir aktör olarak yer almaktadır. Ülkemizin jeopolitik ve jeostratejik konumu, doğal kaynakların yetersiz olduğu bölgelerde yaşayan insanların hayatlarına olumlu katkılar sağlayacak proje ve çalışmalarda yer alma konusunda büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Enerji koridoru ve terminali konseptimizi sağlamlaştıran yurtdışı temaslarımızda, önceki yıllardaki Türkiye algısı ile şimdiki Türkiye algısı arasında büyük ölçüde farklılıklar bulunduğu görülmektedir. 2035 yılına kadar %35’i aşan oranda artması beklenen dünya enerji tüketiminin büyük bir bölümünün içinde bulunduğumuz bölgeden karşılanması öngörülmektedir.

Dünya petrol rezervlerinin %65’i ve doğal gaz rezervlerinin %71’i Türkiye’yi çevreleyen Hazar Havzası ve Ortadoğu ile Rusya Federasyonu’nda bulunmaktadır. Türkiye, üretici bölgelerden enerji arzı sağlayan önemli bir enerji ticareti merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Bu doğrultuda, uzun yıllardır bölgemizde önemli projelerin gerçekleştirilmesi için çaba gösterilmektedir. Ülkemizde de altyapı güçlendirme hedefi doğrultusunda yatırımlara hız verilmiştir. Örneğin dünya piyasalarında bollaşan LNG’den daha fazla istifade edilmesi hedef altyapı projeleri ile mümkün olacaktır.

Ülkemizin uluslararası projelerle ilgili temel prensibi üç ana parametre üzerine kurgulanmıştır. 1)Karşılıklı kazan-kazan prensibine uygun, 2)Türkiye’nin ve bölgenin arz güvenliğine katkı sağlayan Bölgesel barışa destek olacak tüm projeler ile ilgilenilmeye devam edilecektir. Teknik olarak fizibilitesi uygun, ülkelerin ikili ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlayacak ve bölgesel barışa hizmet edecek projelerin desteklenmesine devam edilecektir.  

Paylaş :

Yorum

Diğer Yazılar

Öne Çıkan Başlıklar