Üreten Tüketiciler

Üreten Tüketiciler

04 Temmuz 2018


Enerji Üretimi ve Dünden Bugüne Gelişimi

Başta güzel dünyamızın en değerli varlığı olan Güneş’in fotonlarından elde edilen enerjinin elektriğe çevrilmesi, bu sistemlerin oldukça modüler, kozmetiksel olarak her zevke uyabilen hallere getirilebilmesi, batarya teknolojilerindeki ilerlemelerle bunların hibrit şekilde kullanılabilir hale getirilebilmesi, keza rüzgar enerjisi teknolojilerinde de mikro ölçekli üretim tesisleri modelleriyle artık karşılaşıyor olmamız, bizlere en küçük bazda bir tüketici olsak bile aynı zamanda da birer üretici olabilmemiz yollarını açmakta. Bir evsel tüketici olarak doğaldır ki günümüz teknolojileri ile ve bir takım çevresel kısıtlardan kaynaklı olarak nükleer veya doğal gaz kombine çevrim santralı sahibi olmamız mümkün değildir. Belki ilerleyen yıllarda evlerimizde kombi boyutlarında kullanabileceğimiz bir takım yakıt pilleri ve mikro kojen üniteleri görebileceğiz ancak şuan bunlardan çok daha ucuz ve güvenilir, bir o kadar da çevre dostu kaynaklarımız var; güneş ve rüzgar.

Özellikle de geçtiğimiz yüzyılda, dünya genelinde baz santral olarak adlandırılan büyük güçte ve merkezi olarak kurularak iletim ve dağıtım hatları vasıtaları ile nihai tüketicilere elektrik enerjisini ileten on binlerce güç santralları yapılmıştır. Bunlar kaynakların çeşitliliği ve arz güvenliği noktalarında değişik tipte ve güçte yapılmış olup büyük yatırımlar ve zaman alan projelerdir. Çoğu zaman da özellikle de sanayi devriminin o inanılmaz boyuttaki ivmelerinden kaynaklı olarak bir an evvel ihtiyaç duyulan enerjinin o bölgede temin edilmesi için verimlilik ve optimizasyon konuları göz ardı edilmiş yeter ki elektrik olsun da verimsiz olsun, basit çevrim olsun mantığıyla yapılan binlerce enerji ve emisyon canavarları inşa edilmiştir. Ancak yüksek rekabetlerin ve hatta rekabetin de ötesinde yıkıcı bir piyasanın olduğu bu yüzyılda artık kaz–zarar baş başa giderken, piyasalarda her şeyin bıçak sırtında olduğu bir dünyadayken bakıyoruz ki, düne kadar yerin on metre altından çıkarttığı petrolle sadece basit çevrimli güç santrallarına sahip olan başta Arap ülkeleri bile artık çöllerine güneş tarlaları oluşturtmaya başlamış, kombine çevrimin ötesinde tri-jenerasyon ve de-salinizasyonlu sistemlerle atık enerjiyi iliğine kadar kullanmaya başlamışlardır.

Kaynakların sınırsız olmadığı, çevresel etkilerin ve yönetmeliklerin artık ciddi boyutta insanoğlunun canını yaktığı, daha da ötesi gelişmişliğin artık 6 ya da 8 silindirli canavarlarla değil de elektrikli araçlarla notlandırıldığı günümüz modern dünyasında artık yenilenebilir enerji , enerji kullanımlarının optimizasyonları, karbon ayak izleri, tasarruflu bir yaşam ilkesi artık insanoğlunun temel jargonları, kişilikleri ve karakterleri haline gelmeye başlamıştır.

Özellikle de genel olarak smart-world olarak adlandırılan ve akıllı şebekeleri, akıllı  sayaçları, akıllı şehirleri, akıllı evleri, velhasıl akıllı olan her şeyi kapsayan bir teknolojik olguya sahip olmak, Endüstri 4, IoT ve  digitalizasyon dünyası vasıtası ile tüm nesnelerin birbirleri ile etkileşim ve iletişim halinde olması artık işimizi çok kolaylaştırmaktadır. Geçmişte hayalini kurduğumuz altyapıları, gerek o zamanki hantal teknolojileri nedeniyle gerekse de ekonomik olmamaları sebepleri ile elde edemezken, günümüz dünyasında artık bu tür teknolojilerin altyapılarının kurulmasına dair birçok ileri ülkelerde, aynı bizim ülkemizde olduğu gibi, yasal zorunluluklar, uygulamalarına geçmesine yönelik olarak mevzuatlar ve yönetmelikler getirilmiştir. Pek yakında ülkemizdeki altyapılarında tüm ülke çapında oluşturulması, standardize edilmesi ve birbirleriyle etkileşime girebilmesine dair tüm çalışmaları da bitirmiş olacağız ve teknolojinin getirdiği kolaylıklarla hayatımızı daha da refah, güvenilir ve katma değer üretebilir hale getireceğiz. Bu yılın başında özellikle de 10kW ve altı çatı tipi güneş enerjisi sistemleri kurulumlarına getirilmiş olan kolaylıklarla ülkemizde de bu yönde çok hızlı ve ciddi mikro boyutlu yatırımlara başlanılmış oldu.

Şunu hatırlatmak gerekiyor ki, ülkemiz 2001 yılı itibarı ile dünyada güneş enerjisi sistemleri kullanıcısı olması sıralamasında  üçüncü sırada idi. Bu sıralamadaki yerimizi o dönemde sadece güneşten sıcak su üretmeye dayalı sistemlerden elde etmiş idik. Özellikle de güney bölgelerinde evlerden otellere, işyerlerinden hastanelere kadar bu sistemler her profildeki kullanıcılarda bulunmakta idi. Diyeceğim şudur ki, ülkemiz insanlarında zaten geçmişten gelen güneş enerjisi sistemlerine karşı bir sempati ve alışkanlık vardır. Dolayısı  ile şahsen beklentim şudur ki çatı tipi güneş enerjisi yatırımlarında hiç beklenmeyen bir kapasiteye ve talebe ulaşacağız çok yakında.




Üreten Tüketiciler ve Elektrik Üretimi

Üreten tüketiciler (yeni adıyla “prosumers”) kavramı, özellikle de konut kullanıcıları için elektrik fiyatlarının çok yüksek olduğu Danimarka, Belçika ve Almanya gibi ülkelerde bir hayli yüksek oranda bir potansiyel kazanmış olup, her ne kadar yıllık güneşlenme süreleri ülkemizle kıyaslandığında çok daha aşağı seviyelerde olsa da elektrik fiyatlarındaki yükseklikler sebebiyle burada yatırım yapılmasını cazip kılmıştır. Avrupa ülkelerindeki elektrik fiyatlarının konut kullanımları için yapıldığı bir kıyaslama tablosunu aşağıda bulacaksınız. Bu tablodan da göreceğiniz üzere 2016 yılı itibarı ile Türkiye’de 12 cent civarında gezen elektrik fiyatı Almanya’da 29, Danimarka’da 31 eurocent civarındadır. Keza bu ülkelerdeki yaşayan insanların ortalama elektrik tüketim miktarları yaklaşık Türkiye’dekilerin 2 katı olduğu düşünülürse eğer, burada yaşayan bir konut tüketicisinin böyle bir yatırım yapması ve üreten bir tüketici vasfına kavuşmasının ne denli ekonomik olduğunu görebilirisiniz.


Keza özellikle de Dutch ülkelerinde bu tür yatırımlara dair sağlanan kolaylıklar, altyapılarının son derece rijit olması da bir diğer avantajlı durumdur. İsveç’de geçtiğimiz yıl, 2017 yılında bile, tüketiciler İKEA mağazalarına gidip, raflardan istedikleri güneş kollektörlerini trolleylerine koyup evlerinde fişe takıp çalıştırabilir bir kolaylığa sahip idiler. Yani bu denli modüler hale gelen bu sistemlere dair artık ne mevzuat, ne prosedür  ne izin bekleme süreci gibi bir takım engellerle karşılaşmadan pratik bir şekilde nihai kullanıcıları bu teknolojiler sunulmakta idi. Dolayısı ile ülkemizde de öncelikle gerekli dağıtım altyapılarının istenilen oranda kuvvetlendirilerek nihai tüketicilerin bu taleplerini yarınlara hazır hale getirmemiz gerekmektedir.

 

Paylaş :

Yorum

Diğer Yazılar

Öne Çıkan Başlıklar