YEKA YEKA Fotovoltaik Hücre ve Güneş Modülü Fabrikası ve Ar-Ge Merkezinin temeli atıldı

YEKA YEKA Fotovoltaik Hücre ve Güneş Modülü Fabrikası ve Ar-Ge Merkezinin temeli atıldı

21 Aralık 2017

Türkiye'nin ilk entegre güneş modülü üretim tesisi olacak ''YEKA Fotovoltaik Hücre ve Güneş Modülü Fabrikası ve Ar-Ge Merkezi'' yatırımının temeli, başta Başbakan Binali Yıldırım ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak olmak üzere üst düzey katılımı ile düzenlenen bir törenle atıldı.

Kalyon ve Hanwha Q-CELLS ortak girişim grubu tarafından Ankara Organize Sanayi Bölgesi'nde inşasına başlanan fabrikanın 12 ay içinde tamamlanarak üretime başlaması hedefleniyor.

Şirketler Mart ayında düzenlenen YEKA-1 GES yarışmasında Konya, Karapınar bölgesinde 1.000 MW'lık güneş enerjisi santrali yatırımı için kapasite hakkını Türkiye'de en az 500 MW kapasiteli olacak ve Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirilecek entegre bir güneş paneli fabrikası kurma şartı ile kazanmışlardı.

Kurulacak fabrika yıllık 500 megavat hem ingot hem wafer, hücreli 650 megavat ve panelde de 800 megavatın üzerinde bir kapasiteye sahip olacak" dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak, YEKA Fotovoltaik Hücre ve Güneş Modülü Fabrikası ve Ar-Ge Merkezinin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “Türkiye’yi enerjide ve enerji teknolojilerinde dışa bağımlılıktan kurtarma hedefiyle yola çıktığımız bu yolda ortaya koyduğumuz milli enerji ve maden politikasının çok önemli bir idealini, stratejisini hayata geçirdiğimiz bir gün. Bu stratejiyi hayata geçirirken de bir kez daha Türk ekonomisinin ne kadar güçlü olduğunu, Türkiye’nin ne kadar güvenilir bir yatırım ortamına sahip olduğunu ve enerji sektörünün küresel rekabete ne kadar hazır olduğunu göstermiş olmaktan dolayı büyük bir gurur duyuyoruz. 2013 yılından beri maruz kaldığımız onlarca ekonomik, siyasi, askeri, tüm iç dış sınava ve saldırılara rağmen birilerinin içini kurt gibi kemiren Türkiye nasıl olur da böyle büyük rekorlar kırar, ekonomik hedefler noktasında büyük başarılar ortaya koyar sorularına aslında bugün bu temel atmayla büyük bir cevap vermiş oluyoruz. Bugün bize dayatılmaya çalışılan suni ekonomik gündemleri elimizin tersiyle itiyoruz. Dünyanın en büyük nükleer, güneş, rüzgar her alanda attığımız adımların yanında dünyanın en büyük fotovoltaik tarlasını, sahasını inşa edecek olan bu fabrika yatırımının yanında ne getiriyoruz? Geçtiğimiz Ağustos ayında dünyanın en büyük 10 rüzgar enerjisi üreticisinin 8’inin katılımıyla güneşin yanında rüzgarda da en büyük adımları attık. İnşallah 2018’de de onların temelini atacağız. 2019 gibi de onun da üretimine başlayacağız” diye konuştu.

“Prangadan kurtulursak enerji maliyetleri de düşecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde hükümetin her alanda hayata geçirdiği tüm yatırım ve projelerle Türkiye’yi üç kattan fazla büyüttüklerini vurgulayan Albayrak, "Daha önemlisi halkımızın refah ve huzurunu da en az bu ölçüde arttırdık. Enerjide bu büyümenin bu sıçramanın lokomotiflerinden bir tanesi oldu. 15 yılda özel sektör kamu birlikteliğinde toplamda 100 milyar dolarlık yatırımı hayata geçirdik. 32 bin megavat kurulu gücümüzü bu yıl sonu itibariyle 85 bin megavatın üzerine taşıdık. Her yıl gerek üretimde gerekse tüketimde rekorlar tazeledik. Cumhurbaşkanımızın koyduğu 2023 ve 2053 hedefleri için bu seviyelerin de yukarısına taşıma noktasında her zamankinden daha çok çalışmak zorundayız. İkinci bir ekonomik sıçramanın dinamiğini oluşturacak şekilde enerji stratejilerimizi yeniden ele aldık. Önümüze bölgesel ve küresel süreçleri büyük fotoğrafı da koyunca çevremizde yaşanan tüm bu gelişmeleri ülkemizin maruz kaldığı sınamaları tüm bu noktada dikkate alınca gördük ki, enerji demek yalnızca sadece enerji demek değildir. Enerji demek diplomasi demek, ekonomi demek, yatırım demek, ulusal güvenlik demektir. Her yıl 55 milyar dolardan fazla bir rakamı son 10 yılın ortalaması dışarıya enerji için kaynak olarak ayıran bir ülkeyiz. Tüm bu alanlarda Türkiye’nin güçlenmesi için ayağımızdaki bu bağımlılık prangasını söküp atmayı temel hedef olarak ortaya koyduk. Bunu çok iyi biliyoruz ki bu prangadan kurtulursak enerji maliyetleri de düşecek, halkımıza, sanayicimize ucuz ve kesintisiz enerji arzını çok daha güçlü bir şekilde sağlayabileceğiz. Sonra cari açığımızı düşüreceğiz. Ülkemizin kaynaklarını farklı alanlara kaydırabileceğiz ve en önemlisi toplumsal refahımızı daha da yukarıya taşıyabileceğiz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye bu alanda da dünyada söz sahibi ülkelerden bir tanesi olacaktır"

“İşte bu hedefle ortaya koyduğumuz çok boyutlu stratejilerin bütünlüğüyle milli enerji ve maden politikasını hazırladık" diyen Albayrak, "Politikamızı arz güvenliği, yerlileştirme ve öngörülebilir piyasadan oluşan üç önemli sacayağı üzerine inşa ettik. Ülkemizi enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtarmak için enerji teknolojilerinde de dışa bağımlılıktan kurtulmamız gerektiğini çok ama çok farkındayız. Yenilenebilir enerjiyi biraz da bu durumdan vazife çıkararak sadece enerji arzında kaynak çeşitliliği açısından değil, sadece çevreci kaynak olduğu için değil, aynı zamanda dünyada yükselen bir teknoloji olan bu alanı hem enerji teknolojilerine bağımlılığı azaltacak hem de Türkiye’nin potansiyelini değerlendirerek ihracatçı konuma geçebileceğimiz bir endüstri olarak da planladık. Azalan maliyetleri göz önünde bulundurduğumuzda YEKA stratejimiz çok önemli bir yere oturuyor. Yatırımcı için oldukça cazip olan dünyanın en büyük fotovoltaik güneş enerjisi üretim alanını çok özel bir şartnameyle yarışmaya açtık. Şartnamemizin özelliği teknoloji transferini de bu teknolojilerde Türkiye’yi üretim üssü haline getirmeyi de öncelikli amaç olarak belirledik. Bunun için ilk yıl yüzde 60, ikinci yıl da yüzde 70 asgari yerlilik oranını koyarak, fason üretim montaj değil doğrudan teknoloji üretimini yapacak bu fabrikayla yüzde 80’i Türk mühendislerden oluşacak Ar-Ge merkezi şartıyla koyduk. Bu yarışma sonunda yerlilik oranını destekle bugün yaklaşık 20 sente yakın bir fiyatla ödediğimiz güneş enerjisi maliyetini 6,99 sente düşürerek tarihi bir düşük fiyat rekoru da yakalamış olduk. Ülkemizin, insanımızın potansiyelinin sonuna kadar farkındayız. Allah’ın izniyle çok yakın bir zamanda Türkiye bu alanda da dünyada söz sahibi ülkelerden bir tanesi olacaktır. Bugün artık yapay zekalar, dijital dönüşüm, robotik teknolojiler bütün bunların konuşulduğu bir yüzyılda kendi teknolojilerimizi de geliştirmek zorundayız. Bunu sonuna kadar gerçekleştireceğimize inancımız tam. Eğitimli genç nüfusumuzla, üniversitelerimizle çok kısa zamanda bu noktaya Türkiye olarak ulaşacağız" değerlendirmesinde bulundu.

"Bu yatırım binin üzerinde istihdam sağlayacak"

Bakan Albayrak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Modülü fabrikasını takiben kurulacak olan Ar-Ge Merkeziyle birlikte 20 milyon kilometrekarelik alana inşa edilecek olan bin megavatlık güneş enerjisi santraliyle ve bütün bunları güncelleyerek daha dinamik hale getirdiğimiz yenilenebilir enerji sektörüne çok daha büyük bir dinamizm katacak benzer güçlü projelerin daha hızlı bir şekilde arttırarak hayata geçmesine de çok büyük bir cesaret verecektir. Bugün ‘Bismillah’ diyerek ilk adımını atacağımız bu yatırım binin üzerinde istihdam sağlayacak ve beraberinde yan sektörlerde de yeni iş alanlarının oluşmasına da fırsat sağlayacaktır. Kurulacak fabrika yıllık 500 megavat hem ingot hem wafer, hücreli 650 megavat ve panelde de 800 megavatın üzerinde bir kapasiteye sahip olacak. Bu yola bu ülkenin insanına kaynağına enerjisine tüm bu alanlara güvenerek yatırım yaparak çıktığımızı söyledik. İnşallah bizde bu yolculukta taş üstüne taş koyarak ilerleyerek ülkeyi geliştirerek bu noktada çalışan herkesle birlikte bize güvenenleri milletimizi asla mahcup etmeyeceğiz."

"Milli olmayanların nüfus kağıdını taşıdığı ülkelerin mensubu olduğu milletlerini 50 bin dolara nasıl sattığını gördük öyle değil mi?"

"Birileri laf üretecek biz iş üreteceğiz" diyen Albayrak, "Birileri ellerine tutuşturulan kağıtları sallayacak, millete parmak sallayacak, iftira atacak, milletin duruşunu sorgulayacak, biz hizmet yarışında hizmet bayrağını sallamaya devam edeceğiz. Birileri içeride ve dışarıda Türkiye’yi zora sokmak, yıpratmak, aşağı çekmek, ihanet etmek için bu noktada iftira yarışına girerek Türkiye’ye zarar vermeye çalışacak, biz rekabet edecek, çok çalışacak, millete hizmette birbirimizle yarışacak bu bayrağı daha yukarı taşıyacağız. Elinizi vicdanınıza koyduğunuz zaman muhakemeyi yaptığınız zaman işte o zaman birileri yerli ve milli lafından niye gocunuyor bunu anlayacağız. Milli olmayanların nüfus kağıdını taşıdığı ülkelerin mensubu olduğu milletlerini 50 bin dolara nasıl sattığını gördük öyle değil mi? Kimi bu ihanet tiyatrosunda kendisine biçilen rolü oynayan figüranlar olarak yer bulacak, kimisi de 15 Temmuz’da canını ortaya koyan, ‘ben bu oyunu bozarım’ diyen şehitlerimiz, gazilerimiz gibi, sokaktan geri dönmeyen milletimiz gibi kahraman olarak tarihin sayfasında yer alacak" açıklamasında bulundu.

Paylaş :

Yorum

Diğer Yazılar

Öne Çıkan Başlıklar